Son dönemde dünya genelinde artan vakalarla birlikte “Türkiye’de hantavirüs var mı?” sorusu yeniden gündeme geldi. İlk kez 2009 yılında Batı Karadeniz bölgesinde resmi olarak tespit edilen hantavirüs, Türkiye’de belirli bölgelerde endemik (yerleşik) olarak görülmeye devam ediyor. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan ve ciddi böbrek yetmezliğine yol açabilen bu virüs hakkında merak edilen tüm detayları, belirtileri ve korunma yollarını sizler için derledik.

Türkiye’de hantavirüs ne zaman görüldü?

Türkiye’de hantavirüs varlığı ilk kez 2009 yılının başlarında resmi olarak doğrulanmıştır. Zonguldak ve Bartın çevresini kapsayan Batı Karadeniz Bölgesi’nde ortaya çıkan ilk büyük salgında yaklaşık 25-30 vaka bildirilmiş ve bu durum Sağlık Bakanlığı tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu ilk salgından sonraki yıllarda Giresun, Erzurum, Düzce ve İstanbul gibi farklı illerden de tekil vaka bildirimleri gelmeye devam etmiştir. Türkiye’de görülen vakalar genellikle Avrupa’da yaygın olan ve kemirgenlerden bulaşan “Puumala” ve “Dobrava” virüs tipleridir.

Hantavirüs öldürücü müdür? Hantavirüs nedeniyle ölüm oldu mu?

Evet, Türkiye’de hantavirüs vakalarında maalesef can kayıpları yaşanmıştır. 2009 yılındaki ilk salgında ve takip eden yıllarda tespit edilen bazı ağır vakalarda hastalar hayatını kaybetmiştir. Ancak Türkiye’deki vakaların büyük çoğunluğu (Puumala tipi), Amerika kıtasında görülen ve akciğerleri etkileyen (HPS) türe göre daha düşük bir ölüm oranına sahiptir. Ülkemizdeki vakalar genellikle “Böbrek Sendromlu Kanamalı Ateş” (RSKA) tablosuyla seyretmekte olup, erken teşhis ve destek tedavisi (diyaliz vb.) uygulandığında iyileşme oranı oldukça yüksektir.

Hantavirüs belirtileri nelerdir, nasıl anlaşılır?

Hantavirüs enfeksiyonu genellikle aniden başlayan şiddetli belirtilerle kendini gösterir. En yaygın görülen semptomlar şunlardır:

  • Aniden başlayan yüksek ateş ve titreme,
  • Şiddetli baş ağrısı ve bel ağrısı,
  • Bulantı, kusma ve karın ağrısı,
  • Böbrek fonksiyonlarında bozulma ve buna bağlı olarak idrar miktarında azalma,
  • Vücutta oluşan halsizlik ve kas ağrıları.

Hantavirüs insandan insana bulaşır mı?

Hantavirüs, bilinenin aksine insandan insana temas yoluyla geçmez. Virüsün temel bulaşma kaynağı fare ve sıçan gibi kemirgenlerdir. Bu hayvanların idrar, dışkı veya salyalarının kuruyarak havaya karışması (toz yoluyla) ve bu enfekte havanın insanlar tarafından solunmasıyla bulaş gerçekleşir. Nadir durumlarda enfekte kemirgenin ısırması veya virüslü yüzeylere temas sonrası ağız ve buruna dokunulmasıyla da bulaşabilir.

Kimler hantavirüs riski altındadır?

Hantavirüs özellikle belirli bölgelerde ve belirli iş kollarında çalışan kişiler için risk oluşturmaktadır. Risk grupları şunlardır:

  • Kırsal bölgelerde yaşayanlar ve tarımla uğraşanlar,
  • Orman işçileri ve doğa sporlarıyla ilgilenenler,
  • Uzun süre havalandırılmamış depo, ardiye, tavan arası veya bodrum gibi alanları temizleyen kişiler,
  • Kemirgen kontrolünün zayıf olduğu yerlerde konaklayanlar.

Hantavirüsten nasıl korunulur?

Türkiye’de hantavirüs bir pandemi veya kitlesel salgın boyutunda değildir; ancak yerel risklere karşı dikkatli olunmalıdır. En etkili korunma yöntemi kemirgen kontrolü ve hijyendir. Özellikle kapalı ve tozlu alanlar temizlenmeden önce havalandırılmalı, temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı, yüzeyler dezenfektanlarla temizlenmelidir. Kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini engelleyecek önlemler almak, virüsten korunmanın en temel yoludur.